Embed

Karne mi? İstemez ...

 

Dışarıda kar yağa dursun biz biraz sohbet edelim... Malumunuz  geçen hafta "karne"ler alındı. Yoğun ve yorucu geçen bir beş ayın sonunda nihayet çocuklar hak ettikleri tatillerine kavuştu, gerçi genç bireyler hava koşullarından pek hoşnut değiller ama... Biz büyüdük; artık öle karne heyecanı yok bizde, gerçi bana verecek şuan bir okulumda yok o ayrı:))

Bizim yeğenlerde aldı doğal olarak karne; ikisininki "orta" diğerininki "pekiyi" seviyesinde, sanırım diğer ikisi bana çekmiş bende ilkokulda pek parlak bir öğrenci değildim oyun gibi gelirdi her şey bana  "orta"larla geçerdim hep. Daha sonra büyüdüm ve aklım başıma gelince derslerime odaklanmaya başladım 4. sınıftan sonra hep "takdir" belgesi aldım. Tabi bunda çok sevgili "Murat hoca”mızın da payı var. Kendisi bizim hem sınıf hem de "Din Kültürü" öğretmenimiz olurdu. Bilenen diğer hocaların aksine çok pozitif ve sevecen bir hocamızdı... Böyle düşünen tek ben değildim tabi bütün okul, öğrenciler, hocalar onu çok severdi.


 

En çok onun dersinde parmaklar kalkar, teneffüslerde hep onun yanında olunur, gezilerde onunla gezilir, otobüste onun yakınında olunmak istenirdi. Çünkü o bizim için yeri geldiğinde genç yaşına rağmen baba, yeri geldiğinde ağabey olurdu. bizleri çok sever sayar ama kötü bir davranış da da asla affetmezdi(Erkekler iyi bilir ) Gel zaman git zaman koca bir dört yıl geride kalmak üzereydi artık ortaokul son sınıftaydık. Bir gün Murat Hoca tayinini isteyeceğini söyleyince tabi sınıfta kıyametler koptu. Aslında oda kendince haklıydı; eşi de çalıştığı (hemşire) için 5 yaşlarındaki kızları "Belkız" a yaşlı dedesi bakmak zorunda kalıyordu doğal olarak hocamızda eşi de bu durumdan muzdaripti. Ama biz allem ettik gallem ettik vazgeçirdik." Hocam son senimizde bizi yalnız bırakmayın seneye hep beraber tayin oluruz" esprileri içinde hocamızı caydırdık. Sonra koca bir yıl bitti son günler başladı sekiz yıldır neredeyse kardeş olduğumuz arkadaşlarımızdan, değerli hocalarımızdan, okulumuzdan ve en önemlisi "Murat Hoca"dan ayrılacaktık. Karne günü geldi bende dahil olmak üzere sınıfımızın çoğunluğu " takdir " aldı. Ama nedense hiçbirimiz mutlu değildik yavaş yavaş vedalaşmalar başladı,gözlerden yaşlar akmaya falan... Hocalarla helalleştik ve murat hocayla veda. Akabinde o zaman ki ; "OKS" sınavlarına girdik. Dershaneye gitmediğim ve fazla önemsemediğim halde 315-320 arası ne çok iyi ne çok kötü bir puan aldım. Yaz tatili bitti lise kayıtları başladı sağlık liselerini seçtiğim hâlde ağabeyimin son dakika attığı "boş kalmasın 12. seçeneğe de şu İmam hatip lisesini yaz kazığıyla kendimi "Anadolu İmam Hatip" lisesinde buldum:)) Aslında okulum, hocalarım bize sunulan imkanlar diğer liselere kıyasla daha iyiydi. Bilinenin aksine sıkıcı, yobaz bir ortam yoktu her hafta seminerler, gösteriler, paneller olurdu. Sınıfımızda tv olduğu için teneffüslerde ve öğle arasında şarkılar eşliğinde güzel ortamlar olurdu, aynı şekilde mescit aynı ev ortamı gibiydi hoş sohbetler falan ama gel gör ki üvey evlat muamelesi gördüğü üstelik birde puanın kesildiği halde o dersleri o kadar zordu ki hele "Arapça" hala kâbusum ama öğrensem süper bi dil en azından mesleki olarak hiç aç ve işsiz kalmayacağınız bi dil... Neyse işte tabi benimde tam ergenlik zamanları böle boş boş bunalımlar, birde anne ve babam başka bir şehirde ev yapmaya gitmişlerdi(yazlık) ben böyle yalnızlık duyuyorum özlem çekiyorum falan bide ben bir şeye ya çok değer veririm yada çok çabuk silerim önemsiz olur okulda benim için öle aslında ; sistemin kölesi olmak gibi neyse anarşist ruhum kabardı yine:)) Yani anlayacağım dersler bom bok:)) sene sonu 3 kırık var ama Allahtan annem babam beni hiç sıkmazlar ondan çok takılırım kendimce önemli(aile,sağlık) şeyler haricinde bu sanal dünyada hiçbir şey beni irdelemez "Erkekler" bile .... Karneler dağıtıldı falan birde bizim lisede ilkokul arkadaşlarımdan da okuyanlar vardı yani kopmamıştık birbirimizden,sonra onların yanına gittim onlar bana oranla iyi seviyedeydiler :)) ama böyle olduğu halde yüzleri kıpkırmızı hiç gülme nebiliyim sevinç belirtisi yok fişe bağlı bir yaşam gibi duruyorlar soruyorum ne oldu diye ses yok öle böle derken sinirli bir şekilde sorunca artık dayanamadılar ve hala bile kabullenemediğim o lanet cümleyi söylediler "MURAT HOCA ÖLMÜŞ"....................................!!!! Allah ım biraz önce arkadaşlara kızdığım kimliğe büründüm ne sesim çıkıyor sanki nefesim daralıyor, kulağımda anlamsız bir uğultu... Biraz önce üç kırıklı karnesi olduğu halde gülümseyen hayatı ti'ye alan ben artık hiçbir yaşam belirtisi göstermiyordum. "O" anı hiç anlatamam ne yaptığımı hangi otobüse bineceğimi bile unuttum eve nasıl geldim hala bilmiyorum. Eve gelir gelmez odama girip saatlerce hıçkıra hıçkıra durmaksızın ağladım, abimlerde karnemden ötürü sandılar onlara bile söylemeye dilim varmadı "ÖLDÜ" demeye ... Sonra aldığım haber yetmezmiş gibi camiden gelen "Sela"sesi beni bitirdi. Okulumuz öğretmenlerinden muhterem "Murat Kale ve eşi Selma hanım hakkın rahmetine kavuşmuştur." hala kulağımda o ses... Murat hoca bizi mezun ettikten hemen sonra "Trabzon"a tayinini istemiş ve kabul edilmiş, eşiyle ve kızıyla oraya yerleşmişlerdi. İşte daha 1 sene geçmeden; eşi, kızı ve kendisi arabayla yolculuk esnasında bir kamyonla çarpışıyor ve malum son oluyor... Hani kızı buralarda ser sefil oluyor diye gittiği Trabzon da kızı öksüz bırakıp gidiyor en çokta bu koyuyor bana ama mukadderat elden bir şey gelmiyor. He ben mi ben o günden sonra bir daha liseye gitmedim dışarıdan bitirdim liseyi şimdide üniversiteye hazırlanıyorum. Ondan mıdır nedir bilmiyorum ama "Karne Günlerinden" nefret ediyorum hep o gün geliyor aklıma birde geçen gün cesaret edip eski karnelerime baktım cesaretten kastım o karnelerde murat hocamın imzası ve yazısı var görünce kötü oluyorum verdiği an geliyor aklıma yaşanmışlıklar geliyor o koca "4 yıl" geliyor bu durum sadece bende değil bütün öğrencilerinde aynı hala bir araya gelince o konuşulur ilk... Şimdi "Belkız" amcasıyla yaşıyor, bu sene 5. sınıfa başladı iyi Allah şükür ama ne kadar iyi olabilir ki. Murat hoca ve eşinin kabri Trabzon da hala gidemedim oraya onun mahcupluğu da var üstümde. İnşallah bir gün ziyaretine gitmek nasip olur he bide hocamızın babasından da bahsetmiştim belkıza bakıyordu hani oda olaydan 1 yıl sonra vefat etti biz bile dayanamazken o nasıl dayansın yaşlı ruhuyla. Allahtan Hocama ve eşine rahmet diliyorum. Mekânınız Cennet olur İnşallah...

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !